Sözlük

Her geçen gün büyüyen ve güncellenen TDE sözlüğü...

92406 kayıt bulundu.

Sırala
başına iş açmak
Anlamı:

1. uğraştırıcı ve üzücü bir işin çıkmasına yol açmak

Örnek:

1. Herkesten size ne? Çocuğun başına iş açacaksınız.

1. Herkesten size ne? Çocuğun başına iş açacaksınız.


başına iş çıkarmak
Anlamı:

1. istenilmeyen veya uğraştırıcı bir işe yol açmak


başına iş çıkmak
Anlamı:

1. hoşa gitmeyen ve beklenmedik bir iş veya olayla karşılaşmak


başına kâhya kesilmek
Anlamı:

1. olur olmaz her işine karışmak


Ön Takı : (birinin)

başına kakmak (veya kakınç etmek)
Anlamı:

1. yapılan bir iyiliği yüzüne vurarak birini üzmek

Örnek:

1. Ali Rıza Bey onu şirkete yerleştirmekle Allah razı olsun, büyük bir iyilik etmişti. Fakat onu ikide birde başına kakması doğru olmazdı.

1. Ali Rıza Bey onu şirkete yerleştirmekle Allah razı olsun, büyük bir iyilik etmişti. Fakat onu ikide birde başına kakması doğru olmazdı.


başına kalmak
Anlamı:

1. istemediği hâlde bir işi yapmak veya bir kimseye bakmak zorunluluğu ile karşılaşmak

Örnek:

1. Adam yüzüstü bırakıp gidince böyle bir numara çevirip başına kalmayı deniyor anlaşılan.

1. Adam yüzüstü bırakıp gidince böyle bir numara çevirip başına kalmayı deniyor anlaşılan.


Ön Takı : (birinin)

başına kan çıkmak
Anlamı:

1. öfkelenmek, hiddete kapılmak, kontrolünü yitirmek

Örnek:

1. Bizim merkez memuru celallidir, başına çabuk kan çıkar, hatırınızı kıracak şeyler yapar.

1. Bizim merkez memuru celallidir, başına çabuk kan çıkar, hatırınızı kıracak şeyler yapar.


başına karalar bağlamak
Anlamı:

1. çok kederlenmek


başına oturmak
Anlamı:

1. bir işi yapmaya başlamak, işe koyulmak

Örnek:

1. Kendine güvenini tam bulduğu, oyununu yazabileceğine inandığı gün oturacaktı masanın başına.

1. Kendine güvenini tam bulduğu, oyununu yazabileceğine inandığı gün oturacaktı masanın başına.


Ön Takı : (bir işin veya şeyin)

başına sarmak
Anlamı:

1. birine musallat etmek


başına taç etmek
Anlamı:

1. çok değer vermek, ilgi göstermek


başına taş düşmek (veya yağmak)
Anlamı:

1. felakete uğramak


başına vur, ağzından lokmasını al
Anlamı:

1. uysal ve sessiz kimseler için kullanılan bir söz

Örnek:

1. Temizdim, sakindim, başıma vur, ağzımdan lokmamı al.

1. Temizdim, sakindim, başıma vur, ağzımdan lokmamı al.


başına vurmak
Anlamı:

1. içki, gaz veya sıcak baş ağrısı yapmak

2. dayanamaz olmak

Örnek:

1. Bekârlık başına vurdu.

1. Bekârlık başına vurdu.

3. ne yapacağını bilemez hâle gelmek

Örnek:

1. Bu harp başına vurdu galiba, sapıtmışsın sen.

1. Bu harp başına vurdu galiba, sapıtmışsın sen.


başına yıkmak
Anlamı:

1. harap etmek, zor durumda bırakmak

Örnek:

1. Babamın evinden çıktım / Evini başına yıktım

1. Babamın evinden çıktım / Evini başına yıktım


basınç

İlgili Kelimeler:

basınç anahtarı, basınç boynu, basınç duyumu, basınç odası, basınçölçer, basınç ölçüm, basınç tedavisi, basınçyazar, alçak basınç, eş basınç, yüksek basınç, atmosfer basıncı, besleme basıncı, hava basıncı, ışınım basıncı, kan basıncı, su basıncı

Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Bir yüzey üzerine etkide bulunan gücün yüz ölçümü birimine düşen miktarı, tazyik

Örnek:

1. Gazların, içinde kapalı oldukları kabın her yönüne doğru basınçları vardır.

1. Gazların, içinde kapalı oldukları kabın her yönüne doğru basınçları vardır.


basınç anahtarı
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , İçindeki gaz veya sıvının belirli bir basınç değerine ulaştığında değeçlerin konum değişiminin gerçekleştiği anahtar


basınç boynu
Anlamı:

1. isim , isim , meteoroloji , meteoroloji , isim , isim , meteoroloji , meteoroloji , İki antisiklon arasındaki alçak basınç


basınç duyumu
Anlamı:

1. isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , isim , isim , ruh bilimi , ruh bilimi , Deri yüzeyine kas veya eklem bölgelerine uygulanan bir gücün yarattığı duyu


basınç odası
Anlamı:

1. isim , isim , denizcilik , denizcilik , isim , isim , denizcilik , denizcilik , Basınçlamanın yapıldığı özel donanımlı oda


basınç ölçüm
Anlamı:

1. isim , isim , fizik , fizik , isim , isim , fizik , fizik , Hava basıncı ölçümlerini inceleyen birim


basınç tedavisi
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Vurgun rahatsızlığında ortalama atmosfer basıncının üstünde bir basınç bulunan özel bir odada uygulanan iyileştirme yöntemi


basınç yapmak
Anlamı:

1. bir yüzey üzerine güç kullanarak baskı yapmak

Örnek:

1. Katı cisimler, üzerine konuldukları yüzeylere, yere doğru, sıvılar ise içinde bulundukları kabın dibine ve yanlarına doğru basınç yaparlar.

1. Katı cisimler, üzerine konuldukları yüzeylere, yere doğru, sıvılar ise içinde bulundukları kabın dibine ve yanlarına doğru basınç yaparlar.


basınçlama
Anlamı:

1. isim , isim , isim , isim , Basınçlamak işi


basınçlamak fiil
Anlamı:

1. -i , -i , -i , -i , Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak